Girişimcinin Rehberi: Şirket Ortağının Şirkete Borçlanabilir mi? – Yasal Sınırlar

Şirket Ortağının Şirkete Borçlanabilir mi? – Yasal Sınırlar görseli

Girişimcilik yolculuğunda, şirketinizin kasasında biriken fonlar cazip görünebilir. Özellikle acil bir kişisel ihtiyacınız olduğunda, “Şirketin parası zaten benim param değil mi?” sorusu zihninizi kurcalayabilir. Ancak kurumsal finans ve ticaret hukuku dünyasında bu durum, düşündüğünüzden çok daha karmaşık ve yasal sınırlara tabidir.

Bu konuya dair net bir yol haritasına ihtiyacınız var mı? Çok haklısınız. Zira şirket ortağının şirketten borç alması, sadece finansal bir işlem değil; aynı zamanda Türk Ticaret Kanunu (TTK), vergi mevzuatı ve şirketin sağlıklı işleyişi açısından kritik öneme sahip bir meseledir.

⚠️ ÖNEMLİ VE ZORUNLU UYARI METNİ: Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve girişimcilik bilincini artırmayı hedefler. Yatırım, hukuki veya vergi tavsiyesi değildir. Her finansal karar, kendine özgü riskler taşır ve yasal sonuçları vardır. Önemli kararlar almadan önce mutlaka kendi araştırmanızı yapın (DYOR) ve gerekirse bir mali müşavir, avukat veya uzman danışmana başvurun.

Bu detaylı rehberde, şirket ortağının şirketten borçlanma mekanizmalarını, yasal sınırlarını ve bu süreçte karşılaşabileceğiniz riskleri adım adım inceleyeceğiz. Amacımız, bilinçli ve yasalara uygun hareket etmenizi sağlayacak somut bilgileri sunmaktır.

1. Borçlanma Kavramı ve Hukuki Çerçeve

Şirket ortaklarının kendi şirketlerinden fon çekmesi, hukuki terminolojide çeşitli şekillerde ele alınır. Bu, basit bir borç-alacak ilişkisi gibi görünse de, özellikle anonim ve limited şirketler için hayati kısıtlamalar içerir.

Şirket Ortağının Şirkete Borçlanabilir mi? – Yasal Sınırlar ile ilgili görsel

Şirket Finansmanı vs. Kişisel Finans

Bir girişimin ilk ve en önemli kuralı, şirket tüzel kişiliğinin (şirketin kendisi) ortakların kişisel mal varlığından ayrı olmasıdır. Şirketin kasasındaki para, ortakların parası değil, şirketin varlığıdır. Bu ayrımı ihlal etmek, mali disiplini bozmanın yanı sıra yasal sorunlara da yol açar.

  • Sürdürülebilirlik Prensibi: Şirketin likiditesini (nakit dönme yeteneği) korumak, öncelikli hedeftir. Ortağın borçlanması, şirketin ticari faaliyetlerini sekteye uğratabilir.
  • Alacaklıların Korunması: Şirket fonlarının keyfi kullanımı, şirketin alacaklılarının haklarını tehlikeye atabilir. Hukuk sistemi, bu alacaklıları korumakla yükümlüdür.

TTK ve Borçlanmaya İlişkin Genel Kısıtlamalar

Türk Ticaret Kanunu (TTK), özellikle anonim şirketler (A.Ş.) ve limited şirketler (Ltd. Şti.) için borçlanma konusunda net sınırlar çizer. Bu kısıtlamaların temel amacı, sermayenin korunmasıdır.

Anonim Şirketlerde Keskin Yasaklar:

Anonim şirketlerde, ortakların şirkete borçlanması (özellikle sermayeyi azaltıcı veya şirketin mali yapısını bozucu nitelikteyse) genellikle yasaktır. TTK’nın 358. maddesi bu konuyu kapsamaktadır. Bu kısıtlama, özellikle üçüncü kişilerin ve diğer ortakların haklarının korunması amacıyla çok sıkı uygulanır.

Limited Şirketlerde Durum:

Limited şirketlerde, anonim şirketlere göre yapı biraz daha esnek olabilir, ancak 2025 yılında yapılan düzenlemelerle birlikte, limited şirketlerin de borç verme mekanizması yakından takip edilmektedir. Özellikle borcun yüksek olması, uzun süre geri ödenmemesi veya faiz uygulanmaması durumunda, bu durum Vergi Usul Kanunu (VUK) ve TTK açısından “örtülü kazanç dağıtımı” olarak yorumlanabilir.

2. Şirket Ortağının Şirkete Borçlanabilir mi? – Yasal Sınırlar ve Kritik Noktalar

Yasal sınırlara göre, ortakların şirkete olan borçları konusunda izlenecek en güvenli yol, borç ilişkisini minimumda tutmak ve varsa dahi şeffaf, kayıtlı ve piyasa koşullarına uygun bir şekilde yönetmektir.

Hukuksal Tanımlama: Örtülü Kazanç Dağıtımı Riski

Bir şirket ortağının, şirketten aldığı parayı geri ödememesi, düşük faizle borçlanması veya borcu uzun yıllara yayması durumunda, Maliye ve Vergi İdaresi bunu genellikle kâr payı dağıtımı olarak yorumlar, ancak bu dağıtım yasal süreçlerden geçmediği için örtülü kazanç dağıtımı kabul edilir.

  • Vergi Cezası Riski: Örtülü kazanç dağıtımı, hem şirket hem de ortak nezdinde vergi cezalarına, gecikme faizlerine ve ciddi yasal yaptırımlara yol açabilir. Çünkü bu durumda dağıtılan karın vergisinin (stopaj) ödenmesi gerekir.
  • Transfer Fiyatlandırması: Şirket ile ortak arasındaki borç ilişkilerinde uygulanan faizin, piyasa koşullarına uygun (emsallere uygun) olması zorunludur. Eğer şirket ortaktan faiz almıyorsa ya da çok düşük faiz alıyorsa, aradaki fark “örtülü kazanç” sayılabilir.

[GÜVENİLİR KAYNAK: Vergi Usul Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu]

TTK 358: Ortağa Borç Verme Yasağının İstisnaları

Anonim şirketler için borç verme yasağı katı olsa da, TTK’nın 358. maddesi belirli istisnalar tanımaktadır:

  1. Şirketin Faaliyet Konusu: Eğer şirketin esas faaliyet konusu borç verme ve kredi sağlama ise (örneğin bir finansman şirketi), bu kısıtlama uygulanmaz.
  2. Yüksek Borçlanma Hacmi: Şirketin, alacağı borcun tutarı ve koşulları dikkate alındığında, bu borç verme işleminin şirketin mali yapısını olumsuz etkilemeyeceği, teminatlandırıldığı ve piyasa koşullarına uygun faiz uygulandığı durumlarda istisnalar olabilir.
  3. Avans Uygulaması: Kâr payı avanslarının (mevzuata uygun şekilde) dağıtılması ya da maaş avansı verilmesi, doğrudan borçlanma sayılmaz. Ancak bu işlemlerin de belli limitleri ve usulleri vardır.

Özetle: Bir şirket ortağının şirketten borç alması, kural olarak yasa dışı olmasa bile, vergi ve TTK mevzuatına uygun şekilde çok sıkı yönetilmesi gereken bir süreçtir. Yasal bir borcun varlığı için mutlaka şeffaflık, teminat ve faiz şartları aranır.

3. Riskler ve Yasal Sonuçlar: Ortağın Şirket Kaynaklarını Kullanımı

Bilinçsiz borçlanma, sadece vergi cezasıyla sınırlı kalmayıp, girişimin itibarına ve yasal statüsüne ciddi zararlar verebilir.

A. Şirketin İflas Riski ve Sorumluluk

Ortak tarafından geri ödenmeyen yüksek tutarlı borçlar, şirketin mali yapısını zayıflatır ve iflasa sürükleyebilir. Şirket iflas ettiğinde veya borçlarını ödeyemez duruma geldiğinde, ortaklar bu borçlar nedeniyle şahsen sorumlu tutulabilir (özellikle limited şirketlerde kamu borçları için).

  • Sermaye Kaybı: Borçlar geri ödenmediğinde, şirketin öz sermayesi azalır. TTK uyarınca, sermaye kaybı ve borca batıklık durumları ciddi tedbirler gerektirir, aksi takdirde yöneticiler (ortaklar dahil) cezai sorumluluk altına girebilir.

B. Borcun Belgelenmesi ve Muhasebeleştirilmesi

Şirketten alınan her türlü fonun, muhasebe kayıtlarında net ve şeffaf bir şekilde yer alması gerekir. Borç ilişkisinin ispatı için mutlaka yazılı bir sözleşme, ödeme planı ve teminat belgesi hazırlanmalıdır.

Örnek Senaryo: Kayıtsız Borç

Diyelim ki, Limited Şirket ortağı olan Ayşe Hanım, şirket kasasından 50.000 TL çekti ve bunu muhasebeye bildirmedi. Yıl sonunda yapılan vergi incelemesinde bu çekiş tespit edildi. Vergi müfettişi, bu paranın borç değil, Ayşe Hanım’a ödenmiş bir ücret veya örtülü kâr payı olduğuna karar verebilir. Bu durumda Ayşe Hanım’ın hem vergi kaçakçılığı riskiyle karşılaşması hem de şirketin bu tutar üzerinden vergi ve faiz ödemesi gerekecektir.

4. Borçlanma Süreci Nasıl Yönetilmeli? (Adım Adım Rehber)

Eğer zorunlu bir durum nedeniyle şirketten fon kullanılması gerekiyorsa, bu süreci tamamen şeffaf, kayıtlı ve yasalara uygun yönetmek hayati önem taşır. İşte atılması gereken adımlar:

Adım 1: Yasal Danışmanlık Alın ve Risk Analizi Yapın

Finansal kararı vermeden önce mutlaka şirket avukatınıza ve mali müşavirinize danışın. Şirketinizin türü (A.Ş. veya Ltd. Şti.), sermaye yapısı ve mevcut likiditesi, borçlanmanın yasal sonuçlarını belirleyecektir. Borçlanmanın şirketin sermaye yeterliliğini bozmayacağından emin olun.

Adım 2: Yönetim Kurulu/Genel Kurul Kararı Alın

Borçlanma işlemi, ortaklar kurulu veya yönetim kurulu tarafından karara bağlanmalı ve bu karar noter onaylı defterlere işlenmelidir. Kararda şu bilgiler yer almalıdır:

  • Borçlanan ortağın adı ve unvanı.
  • Borcun miktarı.
  • Uygulanacak faiz oranı (mutlaka emsal faiz oranı veya üzerinde olmalı).
  • Geri ödeme planı ve vade tarihi.
  • Talep edilen teminatın cinsi ve değeri.

Adım 3: Borç Sözleşmesi Hazırlayın ve Faizi Belirleyin

Ortak ve şirket arasında yazılı, noter onaylı bir borç sözleşmesi (adi ya da ipotek sözleşmesi) düzenlenmelidir. Borç sözleşmesinde belirlenen faiz oranı, TCMB’nin kısa vadeli ticari krediler için belirlediği oranlara yakın olmalı veya bu oranları karşılamalıdır. Faizin sıfır olması, en büyük vergi riskini doğurur.

[GÜVENİLİR KAYNAK: TCMB, Hazine ve Maliye Bakanlığı]

Adım 4: Muhasebe Kayıtlarını Düzenli Tutun ve Takip Edin

Borçlanma, şirketin bilançosunda “Ortaklardan Alacaklar” hesabına işlenmelidir. Faiz tahakkukları ve geri ödemeler, belirlenen tarihlerde eksiksiz olarak yapılmalı ve kayıt altına alınmalıdır. Borcun vadesinde ödenmemesi, derhal yasal takip gerektirir.

Unutmayın: Borçlanma, şirketin kısa vadeli nakit sıkıntısı yaşamasına neden oluyorsa veya diğer ortakların haklarını ihlal ediyorsa, hukuki süreçler hızla aleyhinize dönebilir.

5. Alternatif Çözümler: Şirket Fonlarına Yasal Erişim

Şirket ortağının acil nakit ihtiyacını karşılaması için borçlanmak her zaman en riskli yoldur. Finansal disiplin ve yasal uyum açısından çok daha güvenli alternatifler mevcuttur:

a. Yasal Kâr Dağıtımı (Temettü)

Eğer şirket kâr elde etmişse, Genel Kurul kararı ile yasal prosedürlere uygun şekilde kâr dağıtımı (temettü) yapılabilir. Bu, ortaktaki nakit ihtiyacını yasal ve vergilendirilmiş bir biçimde karşılar ve örtülü kazanç dağıtımı riskini ortadan kaldırır.

  • Sürecin Önemi: Kâr dağıtımı, şirketin yedek akçeleri ayırdıktan sonra, mevzuatta belirtilen oranlarda ve usulde yapılmalıdır.

b. Huzur Hakkı ve Ücret Ödemeleri

Eğer ortak, şirketin yönetiminde aktif olarak görev alıyorsa, kendisine hizmetleri karşılığında Yönetim Kurulu kararı ile belirlenen “Huzur Hakkı” veya maaş/ücret ödenmesi en temiz yoldur. Bu ödemeler bordro yoluyla yapılır ve vergileri yasal olarak kesilerek beyan edilir.

  • Vergilendirme: Ücret ve huzur hakkı, Gelir Vergisi Kanunu’na tabidir ve gerekli stopajlar yapıldığı sürece hukuken sorunsuzdur.

c. Sermaye İadesi veya Sermaye Azaltımı

Eğer şirket ihtiyacından fazla sermayeye sahipse ve bu fonlar atıl duruyorsa, yasal prosedürlere uygun olarak (alacaklıların hakları gözetilerek) sermaye azaltımına gidilebilir. Bu da dolaylı yoldan ortağa fon aktarımı sağlar, ancak uzun ve detaylı bir hukuki süreç gerektirir.

6. Gerçekçi Beklentiler ve Finansal Disiplin

Girişimcilik, risk almayı gerektirir, ancak bu risk, yasal zeminde ve finansal disiplinle yönetilmelidir. Birçok başlangıç seviyesindeki girişimci, kişisel ve kurumsal parayı karıştırma hatasına düşer ve bu durum, girişimin en temelden sarsılmasına neden olur.

Beklentileri Yönetme: Şirket Banka Değildir

Şirketinizin kasası, acil durumlar için kullanacağınız bir kişisel banka hesabı değildir. Şirket varlıkları, büyümeye, yeni yatırımlara, operasyonel giderlere ve beklenmedik zorluklara karşı bir tampon görevi görmelidir.

  • Disiplin: Kişisel borçlanmalarınızı bankalar, kredi kartları veya diğer finansal kuruluşlar üzerinden yönetin. Şirketi finansal bir araç olarak kullanmayın.
  • Şeffaflık: Eğer şirketinizde birden fazla ortak varsa, şirket fonlarının ortağa borç olarak verilmesi, diğer ortaklar arasında güven sorunlarına ve hukuki ihtilaflara yol açacaktır. Her adımda şeffaflığı esas alın.

Denetim ve İç Kontrolün Önemi

Özellikle şirket büyüdükçe, iç denetim mekanizmalarınızı güçlendirin. Şirket muhasebecisi ve mali müşaviri, ortağın şirkete borçlanmasını sürekli olarak izlemeli ve yasal sınırlar aşıldığında derhal uyarıda bulunmalıdır. Erken uyarı, vergi cezalarından ve hukuki ihtilaflardan kaçınmanın en iyi yoludur.

7. Sık Sorulan Sorular (SSS)

Ortakların şirkete borçlanmasında faiz uygulamak zorunlu mudur?

Evet, zorunludur. Vergi Usul Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca, şirket ile ortağı arasındaki borçlanma ilişkisinde faiz uygulanması gerekir. Eğer faiz uygulanmazsa veya piyasa emsalinden düşük uygulanırsa, bu durum “örtülü kazanç dağıtımı” olarak yorumlanabilir ve ciddi vergi cezalarına yol açabilir.

Limited şirket
Şirket Ortağının Şirkete Borçlanabilir mi? – Yasal Sınırlar konusunda görsel
lerde borçlanma A.Ş.’ye göre daha mı kolaydır?

Limited şirketlerde teorik olarak daha esnek bir yapı söz konusu olsa da, son yasal düzenlemelerle birlikte LTD şirketlerin de ortaklara borç vermesi ciddi kısıtlamalara tabidir. TTK ve vergi mevzuatı, her iki şirket türünde de sermayenin korunmasını ve örtülü kazanç dağıtımını engellemeyi hedefler. Her durumda, yazılı sözleşme, faiz ve teminat şarttır.

Borç geri ödenmezse ne olur?

Borç geri ödenmezse, şirket bu borcu yasal yollarla tahsil etmelidir. Eğer şirket yasal yolları kullanmazsa, bu durum Maliye tarafından ortağa yapılmış bir “karşılıksız ödeme” (örtülü kazanç) olarak değerlendirilir. Bu durumda borç, ortağın geliri sayılır ve bu gelir üzerinden stopaj kesintisi ve vergi cezaları uygulanır. Ayrıca, borcun tahsil edilememesi şirketin bilançosunda büyük bir risk oluşturur.

Şirketin nakit fazlasını kullanmanın en güvenli yolu nedir?

En güvenli yol, bu fonları şirketin adına yatırım yapmak (örneğin mevduat, hazine bonosu veya yasal hisse senedi yatırımları) veya şirket kar ettiyse yasal süreçlere uygun temettü dağıtımı yapmaktır. Alternatif olarak, ortak yönetimdeyse huzur hakkı veya maaş ödemesi en şeffaf yöntemdir.

Kısa süreli avans çekmek yasal mıdır?

Ortakların, maaş veya kâr payı karşılığında kısa süreli avans çekmesi, yönetim kurulu kararı ve şirket ana sözleşmesinde izin verilmişse mümkün olabilir. Ancak bu avanslar, genellikle kısa vadede (birkaç ay içinde) mahsup edilmeli ve miktarları makul sınırlar içinde tutulmalıdır. Uzun süreli ve yüksek miktarlı avanslar borç olarak değerlendirilir.

Sonuç: Bilinçli Girişimci Olmak İçin Adım Atın

Şirket ortağının şirketten borçlanması karmaşık bir konudur ve basit bir “evet” veya “hayır” cevabı yoktur. Bu sürecin yasal ve vergi risklerini yönetmek, bilinçli bir girişimci olmanın temel şartıdır.

Unutmayın, finansal disiplin, sürdürülebilir bir girişimin temelidir. Şirketinizin mali yapısını korumak, sadece size değil, gelecekteki potansiyel yatırımcılarınıza, alacaklılarınıza ve diğer ortaklarınıza karşı da bir sorumluluktur. Başlangıçta yasal prosedürlere uymak zor gelse de, uzun vadede sizi çok daha büyük hukuki ve mali sorunlardan koruyacaktır.

Şimdi Sıra Sende:

Bugün atabileceğiniz ilk somut adım, şirketinizin mevcut likidite durumunu mali müşavirinizle birlikte analiz etmek ve borçlanma yerine kâr dağıtımı veya huzur hakkı gibi yasal alternatifleri değerlendirmektir. Riskleri bilmek, yarı yarıya çözmektir. Harekete geçin ve girişiminizi sağlam temeller üzerine kurun!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir