Girişimcilik heyecan vericidir, ancak ilk kazançları elde etmeye başladığınızda akla hemen şu soru gelir: “Şirket benimse, kazanç da benim değil midir? Bu parayı kişisel ihtiyaçlarım için çekebilir miyim?”
Bu soruyu sormanız çok doğal. Şirket banka hesabındaki parayı kendi cüzdanınızdaki parayla karıştırmak, özellikle küçük ve orta ölçekli işletme sahiplerinin sıkça düştüğü bir tuzaktır. Ancak finansal okuryazarlığınızı güçlendirmeniz gereken en kritik nokta tam da burasıdır: Şirketiniz, sizden ayrı bir yasal kişiliktir.
Bu ayrımı göz ardı etmek, kısa vadede kişisel nakit akışınızı çözse de, uzun vadede ciddi vergi cezalarına, yüksek faiz yüküne ve hatta şirketin itibarının zedelenmesine yol açabilir. Vergi mevzuatı, şirket sahibinin şirketten çektiği her kuruşun bir amaca hizmet etmesini ve bu amacın vergilendirilmesini ister.
Bu derinlemesine rehberde, bir girişimci olarak şirketten yasal, etik ve vergi riski taşımayan yollarla nasıl para çekeceğinizi, hangi yöntemlerin vergilendirildiğini ve en önemlisi hangi riskli hareketlerden kaçınmanız gerektiğini adım adım öğreneceksiniz. Okumayı bitirdiğinizde, artık “Artık adım atabilirim ve bu riskleri yönetebilirim” diyeceksiniz.
⚠️ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME: Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır. Yatırım, hukuki veya vergi tavsiyesi değildir. Vergi mevzuatı hızla değişebilir ve her şirket yapısına göre farklılık gösterir. Önemli finansal kararlar almadan önce mutlaka kendi araştırmanızı yapın (DYOR) ve gerekirse mali müşavir veya vergi danışmanına başvurun.

1. Temel Kavramlar: Şirket ve Sahip İlişkisi
Şirketinizle aranızdaki ilişkiyi anlamak, vergilendirme mekanizmasını kavramanın ilk adımıdır. Birçok yeni girişimci, şahıs şirketi kurmanın kolaylığı veya anonim şirket (A.Ş.) kurmanın cazibesi ile yola çıkar, ancak yasal kimliklerin birbirinden tamamen farklı vergi yükümlülükleri getirdiğini gözden kaçırır.
Şirket Kişiliği ve Ortak Kişiliği Ayrımı (Hukuki Gerçek)
Limited Şirket (Ltd.) veya Anonim Şirket (A.Ş.) kurduğunuzda, şirketiniz hukuken “tüzel kişilik” kazanır. Bu şu demektir:
- Şirket, kendi adına borçlanabilir, mal edinebilir ve dava açabilir.
- Şirketin varlıkları, kurucunun (ortak/sahip) kişisel varlıklarından ayrıdır.
- Şirketin elde ettiği kâr, şirket kârıdır. Bu kârı kişisel hesabınıza aktarmak için yasal bir mekanizma kullanmanız gerekir.
Bu ayrım, çektiğiniz paranın vergilendirilip vergilendirilmeyeceğini belirleyen temel ilkedir. Eğer çektiğiniz para, yasal bir ‘ücret’, ‘borç’ veya ‘temettü’ olarak tanımlanmazsa, vergi müfettişleri bunu “örtülü kazanç dağıtımı” olarak yorumlayabilir.
Türkiye’de En Sık Kullanılan Şirket Türleri ve Vergilendirme Farkları
Şirket türü, para çekme yöntemlerinizi ve vergi yükünüzü doğrudan etkiler:
a) Şahıs İşletmesi (Gerçek Kişi İşletmesi)
- Vergi Sistemi: Gelir Vergisi (şirket kârı, şahıs geliri olarak vergilendirilir).
- Para Çekme: Şahıs işletmesinin kârı doğrudan sahibine aittir. Muhasebesel olarak şirketin “kasa” veya “sermaye” hesabından çekilebilir. Şahıs, kârını istediği zaman çekebilir.
- Vergilendirme: Vergilendirme, para çekildiğinde değil, şirketin yıl sonunda elde ettiği kâr üzerinden (artan oranlı Gelir Vergisi tarifesine göre) gerçekleşir. Çekilen paranın kendisi ekstra bir vergiye tabi olmaz, çünkü zaten kâr vergilendirilmiştir.
b) Sermaye Şirketleri (Limited Şirket / Anonim Şirket)
- Vergi Sistemi: Kurumlar Vergisi (şirketin kârı önce %20–25 civarı Kurumlar Vergisine tabidir).
- Para Çekme: Bu kârın kişiye aktarılması, ayrı bir işlem gerektirir (Maaş, Temettü veya Borç).
- Vergilendirme: Para çekme işlemi, sahibin kişisel Gelir Vergisine veya stopaja (kaynakta kesinti) tabi olabilir. Şirket kârı üzerinden iki aşamalı vergilendirme söz konusudur.
Özetle: Şahıs şirketlerinde para çekme daha esnekken, Ltd. ve A.Ş.’de süreç daha resmidir ve vergi yükü daha yüksektir.
2. Şirketten Para Çekme Yöntemleri ve Vergi Etkileri
Şirket kasasındaki parayı kişisel ihtiyaçlarınız için yasal ve vergilendirilmiş olarak çekmenin dört ana yolu vardır. Her bir yöntem, farklı vergi yükümlülükleri ve riskler taşır.
a) Maaş/Ücret Ödemesi Yöntemi (Bordrolu Çalışma)
En temiz ve en sık kullanılan yöntemdir. Şirket sahibi, kendi şirketinde bordrolu bir çalışan veya yönetici olarak gözükebilir.
- Nasıl Yapılır? Şirketinizde SGK’lı olarak çalışmaya başlarsınız ve diğer çalışanlar gibi belirlenmiş bir aylık ücret alırsınız.
- Vergilendirme Etkisi: Çekilen bu para, ücret geliri olarak kabul edilir. Şirket, bu maaş üzerinden Gelir Vergisi stopajı (kaynakta kesinti), SGK primleri ve Damga Vergisi öder. Stopaj kesildiği için bu para kişisel olarak size yasal olarak aktarılmıştır.
- Avantajı: Yasal zemini çok güçlüdür. Düzenli ve öngörülebilir kişisel nakit akışı sağlar.
- Risk: Özellikle çok yüksek maaşlar belirlenirken piyasa emsallerine uygunluk önemlidir. Aşırı yüksek maaşlar, Transfer Fiyatlandırması (örtülü kazanç) riski yaratabilir.
b) Temettü Dağıtımı (Kâr Payı)
Şirketin bir yıl boyunca elde ettiği net kârın, ortaklara dağıtılmasıdır. Bu, sermaye şirketlerinde (Ltd. ve A.Ş.) kârı kişisel servete dönüştürmenin yasal yoludur.
- Nasıl Yapılır? Şirket önce Kurumlar Vergisi beyannamesini verir, kârın vergisini öder. Ardından, ortaklar kurulu kararıyla kalan net kârın bir kısmı veya tamamı ortaklara dağıtılır.
- Vergilendirme Etkisi: Temettü dağıtımında stopaj (kaynakta kesinti) yapılır (Genellikle %10 civarında). Ayrıca, ortakların elde ettiği temettünün yarısı Gelir Vergisi’nden muaftır. Kalan yarısı, diğer kişisel gelirlerinizle birlikte beyan edilir ve Gelir Vergisi tarifesine göre vergilendirilir. Bu, Kurumlar Vergisi + Gelir Vergisi şeklinde “çifte vergilendirme” olarak da bilinir.
- Avantajı: Yüksek kâr elde eden şirketler için caziptir.
- Dezavantajı: Temettü dağıtmak için şirketin geçmiş yıllar zararlarını kapatmış ve kâr etmiş olması gerekir. Ayrıca, dağıtım süreci resmi prosedür ve zamanlama gerektirir (genellikle mali yılın sonunda veya bir sonraki yılın başında yapılır).
c) Ortaklara Borç Verme / Ortaktan Alacaklar Hesabı (Kasa Hesabı Riski)
Bu yöntem, acil ihtiyaçlar veya kısa süreli fon aktarımı için kullanılır, ancak ciddi vergi riskleri taşır.
- Nasıl Yapılır? Şirket kasasından veya banka hesabından ortağın kişisel hesabına para transfer edilir ve bu, muhasebe kayıtlarında “Ortaktan Alacaklar” veya “Kasa Hesabı” altında borç olarak gösterilir.
- Vergilendirme Etkisi (Kritik): Bu çekilen para, gelir olarak vergilendirilmez, ancak borç olarak kabul edilir. Vergi mevzuatı, şirketin ortağa borç verirken piyasa koşullarına uygun faiz oranı uygulaması gerektiğini zorunlu kılar (emsal faiz). Eğer faiz uygulanmazsa veya düşük uygulanırsa, bu durum “Örtülü Kazanç Dağıtımı” sayılır. Uygulanması gereken faiz tutarı, şirketin kârına eklenir ve Kurumlar Vergisine tabi olur.
- Kasa Hesabı Riski: Eğer bu borçlar yıl sonunda kapatılmazsa, yani şirket nakit parası sürekli ortak tarafından kullanılıyor gösterilirse, Vergi Usul Kanunu’na göre faiz ve ceza riski doğar. Özellikle kasada yüksek meblağ tutulması (belirli limitlerin üzerinde) da ayrı bir cezai yükümlülük yaratır.
d) Gider Olarak Çekme (Belgelendirme Zorunluluğu)
Bu, aslında para çekme değil, şirket adına harcama yapma yöntemidir.
- Nasıl Yapılır? Şirket sahibi, şirketin işiyle ilgili bir harcamayı (seyahat, temsil, ağırlama, ofis malzemesi vb.) kendi cebinden yapar ve ardından bu harcamayı (fatura veya fiş karşılığında) şirketten tahsil eder.
- Vergilendirme Etkisi: Bu para, sizin geliriniz sayılmaz, şirketin yasal bir gideridir. Vergi ödemezsiniz.
- Risk: Belgelendirilmemiş veya özel harcamaların (şirketle ilgisi olmayan tatil, kişisel giyim, özel sağlık harcaması) şirket gideri olarak gösterilmesi, vergi müfettişleri tarafından tespit edildiğinde Kanunen Kabul Edilmeyen Gider (KKEG) sayılır. Bu harcamalar KKEG olarak şirketin kârına eklenir ve Kurumlar Vergisine tabi tutulur, ayrıca vergi ziyaı cezası kesilebilir.
3. Şirketten Çekilen Para Vergilendirilir mi? Hesap Uzmanları Ne Diyor?
Şirketten çekilen paranın vergilendirilmesi, paranın hangi muhasebe kaydına dayandırıldığına bağlıdır. Kısaca, eğer çekilen para yasal bir ücret veya temettü yoluyla vergilendirilmişse, vergi yükümlülüğünüzü yerine getirmişsiniz demektir. Ancak en büyük risk, çekilen paranın gelir olarak belgelendirilememesidir.
Örtülü Kazanç Dağıtımı Riski (Transfer Fiyatlandırması)
Vergi mevzuatının en çok dikkat ettiği konulardan biri “Örtülü Kazanç Dağıtımı”dır. Temel mantık şudur: Ortak, şirketi kendi lehine, piyasa emsallerine uymayan şekillerde kullanmamalıdır.
Örnek Senaryo: Bir şirketin, ortağına piyasa faizinin çok altında (ya da faizsiz) büyük bir borç vermesi. Eğer şirket bu parayı bankada tutsaydı veya başka bir şirkete borç verseydi faiz geliri elde edecekti. Ortağa faizsiz verilmesi durumunda, şirket bu gelirden mahrum kalır. Vergi idaresi, bu mahrum kalınan faiz gelirini (örtülü kazanç) tespit eder. Bu tutar Kurumlar Vergisine eklenir ve cezalı tarhiyat yapılır.
Bu, bir nevi vergi kaçırma teşebbüsü olarak yorumlanabilir ve ciddi cezalarla sonuçlanır. Bu nedenle, Ortaklara Cari Hesap’ı çok dikkatli yönetmek zorunludur.
Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler (KKEG) ve Cezaları
KKEG, şirketten çekilen paranın herhangi bir belgesi olmaması veya belgenin şirket faaliyetiyle ilişkisinin kurulamaması durumunda ortaya çıkar.
Mini Vaka: “Ahmet’in Hata Zinciri”
Ahmet, yeni kurduğu yazılım şirketinden 5.000 TL çekti ve bunu tatile gitmek için kullandı. Muhasebecisine bunun “temsil ve ağırlama gideri” olduğunu söyledi. Bir denetimde, faturaların kişisel tatil harcamaları olduğu tespit edildi.
- Sonuç: Bu 5.000 TL, KKEG sayıldı. Şirketin kârına eklendi.
- Vergi Etkisi: Ahmet’in şirketi, normal Kurumlar Vergisi oranının yanı sıra (örneğin %20), vergi ziyaı cezası (%50 ila %150) ve gecikme faizi ödemek zorunda kaldı.
Şirket, gelir ve giderlerini kanıtlayıcı yasal belgelere dayandırmak zorundadır. Belgesiz her para çekimi, eninde sonunda KKEG’e dönüşür ve vergilendirme yükünü katlar.
4. Vergi Risklerini Minimize Etmek İçin Atılması Gereken Somut Adımlar
Girişimci olarak hem kişisel finansal özgürlüğünüzü sağlamak hem de şirketinizi yasal risklerden korumak için proaktif olmanız gerekir. İşte size eyleme geçirilebilir yol haritası.
Adım 1: Net Bir Bordro ve Ücret Politikası Oluşturmak
Şirketten düzenli nakit çekmenin en güvenli yolu, kendinize resmi olarak bir maaş belirlemektir.
- Piyasa Emsali Belirleme: Aldığınız maaş, sektördeki benzer bir pozisyonda (örneğin CEO, Genel Müdür) çalışan birinin aldığı ücrete yakın olmalıdır. Aşırı düşük veya aşırı yüksek maaşlar vergi incelemesine yol açabilir.
- Bordrolaştırma: Maaşınızı, tüm yasal kesintileri (SGK, stopaj) yaparak resmi bordro ile çekin. Bu, çektiğiniz paranın zaten vergilendirilmiş olduğunu kanıtlar ve ilerideki denetimlerde sorun yaşamanızı engeller.
- Ödeme Tarihi Tutarlılığı: Maaşınızı her ay aynı tarihte (örneğin her ayın 5’i) çekin. Bu, şirketinizin finansal disiplinini gösterir.
Adım 2: Ortaklar Cari Hesabını Yönetmek ve Faiz Uygulaması
Eğer şirketten kısa vadeli borç almanız gerekiyorsa, bunu rastgele değil, profesyonel bir şekilde yönetin.
- Borçlanma Kararı Alın: Borçlanma yapmadan önce yönetim kurulu kararı (veya tek ortaklı Ltd. için karar) alın.
- Faiz Uygulayın: Çekilen borca, Merkez Bankası’nın belirlediği faiz oranlarına yakın, piyasa emsali bir faiz uygulayın. Şirket bu faiz gelirini kaydetmeli ve Kurumlar Vergisi matrahına dahil etmelidir. Bu, Örtülü Kazanç riskini büyük ölçüde ortadan kaldırır.
- Geri Ödeme Planlayın: Borcu bir plan dahilinde geri ödeyin. Sürekli artan ve hiç kapanmayan bir “Ortaktan Alacaklar” bakiyesi, vergi idaresinin dikkatini çekecektir.
Adım 3: Belge Disiplinini Önceliklendirmek
Şirket harcamalarını kişisel harcamalardan kesinlikle ayırın.
- Ayrı Kart Kullanın: Şirket harcamaları için sadece şirket banka kartlarını veya kredi kartlarını kullanın.
- Eksiksiz Belgelendirme: Her harcamanın yasal faturasını veya perakende satış fişini alın. Bu belgelerin şirket unvanına ve vergi numarasına kesildiğinden emin olun.
- Muhasebecinizle İletişim: Şüpheli gördüğünüz her harcamayı muhasebecinize danışın. “Bu harcama Kanunen Kabul Edilen Gider midir?” sorusunu sormaktan çekinmeyin.
5. Sürdürülebilir Finansal Özgürlük ve Şirket Parası
Şirketten para çekme meselesi sadece vergiden kaçınmak değil, aynı zamanda finansal geleceğinizi doğru yönetmekle de ilgilidir. Sürdürülebilir bir girişimci, şirketi “ATM” olarak görmez.
Likidite Tuzağı ve Şirket Sermayesinin Önemi
Birçok girişimci, kârlı görünen parayı hemen kişisel harcamalara aktarır. Ancak, unutmayın ki şirket likiditeye (nakit paraya) ihtiyaç duyar.
- Acil Durum Fonu: Şirketinizin en az 3–6 aylık operasyonel maliyetini karşılayacak nakit akışını kasada tutmak, sürdürülebilirlik için hayati önem taşır.
- Yatırım Odaklı Kararlar: Para çekme kararını, şirketin büyüme ve yatırım planlarını tehlikeye atmayacak şekilde verin. Belki de temettü dağıtmak yerine, kârı şirketin AR-GE’sine veya pazarlama bütçesine yatırmak uzun vadede size daha fazla kazandıracaktır.
Geliri Çeşitlendirme Stratejisi
Finansal özgürlüğe giden yol, tek bir şirkete bağımlı kalmaktan geçer. Şirketinizden çektiğiniz yasal (ve vergilendirilmiş) parayı pasif gelir kaynaklarına yönlendirmek, kişisel riskinizi azaltır.
- Kişisel Yatırım Hesabı: Maaş veya temettü olarak çektiğiniz paranın bir kısmını, kişisel borsa veya gayrimenkul yatırım hesaplarınıza aktarın.
- Şirket Parası vs. Kişisel Para: Şirket parası, şirketin büyümesi için, kişisel para ise finansal özgürlüğünüz için çalışmalıdır.
Unutmayın, iyi bir muhasebe sistemi, size sadece vergi ödemekten kaçınmanın yollarını değil, aynı zamanda şirketin finansal sağlığını korumanın ve kişisel servetinizi en verimli şekilde büyütmenin yollarını da gösterecektir.
Sık Sorulan Sorular (SSS)
Şirketin kredi kartını kişisel alışverişlerimde kullanabilir miyim?
Kullanmamanız şiddetle tavsiye edilir. Şirket kredi kartı, şirket faaliyetleriyle ilgili giderler için kullanılmalıdır. Kişisel

harcamalar şirket gideri olarak gösterilemez ve KKEG (Kanunen Kabul Edilmeyen Gider) riski yaratır. Eğer yanlışlıkla kullandıysanız, derhal kişisel hesabınızdan şirkete ödeme yaparak bu tutarı kapatmalısınız.
Temettü dağıtımı ne zaman yapılır ve her zaman yapılmak zorunda mıdır?
Temettü dağıtımı, şirketin mali yılı kapattıktan sonra (genellikle bir sonraki yılın ilk yarısında) ortaklar genel kurul kararıyla yapılır. Şirket kâr etse bile, sermaye artırımı, yatırım veya yedek akçe (fon) oluşturma amacıyla kâr dağıtımını erteleme veya hiç dağıtmama kararı alabilir.
Ortaktan Alacaklar hesabını sıfırlamazsam ne olur?
Ortaktan Alacaklar hesabının yıl sonunda yüksek bakiye vermesi, vergi denetiminde ilk incelenecek konulardandır. Bu durum, faizsiz borç verme (örtülü kazanç dağıtımı) şüphesi uyandırır. Eğer faiz uygulanmadıysa, uygulanması gereken faiz tutarı şirketin Kurumlar Vergisi matrahına eklenir ve cezai işlemler uygulanır.
Şahıs şirketi sahibiyim, bankadaki parayı çektiğimde tekrar vergi öder miyim?
Hayır, şahıs işletmesinde kâr, zaten sizin kişisel Gelir Vergisi beyannamenize yansıtılarak vergilendirilmiştir (yıl sonunda). Bu kârı ne zaman çektiğinizin önemi yoktur. Ancak bu kârı çekmek için yaptığınız banka transferinin dekontunda “Şahıs İşletmesi Kâr Payı” veya benzeri bir açıklama kullanmanız, mali disiplin açısından önemlidir.
Gider pusulası ile şirketten para çekmek riskli midir?
Gider pusulası, şirketinizin bordrosuz çalışan veya fatura kesemeyen kişilerden (örneğin esnaf muafiyetinden yararlananlar veya serbest meslek erbabı olmayanlardan) mal veya hizmet alımı yaparken düzenlediği yasal bir belgedir. Eğer şirket sahibi olarak kendinize “hizmet alımı” adı altında gider pusulası düzenlerseniz ve bu durumun gerçek bir hizmet karşılığı olmadığı tespit edilirse, bu durum KKEG’ye dönüşür ve ciddi vergi riski taşır.
Sonuç: Şimdi Adım Atma Zamanı
Şirketten para çekme süreci karmaşık görünse de, temelinde yatan tek bir ilke vardır: Şirketiniz ayrı, siz ayrı bir finansal varlıksınız. Bu ayrımı yasal belgelerle desteklediğiniz sürece, vergi risklerinden korunursunuz.
Unutmayın, vergi idaresi sizden para kazanmamanızı değil, kazandığınız parayı hangi yolla, hangi amaçla ve ne zaman çektiğinizi doğru bir şekilde beyan etmenizi ister.
Bugün atabileceğiniz ilk 3 somut adım şunlardır:
- Resmi Maaşınızı Belirleyin: Mali müşavirinizle oturup piyasa koşullarına uygun, net bir aylık maaş (bordro) planı oluşturun. Bu, kişisel nakit akışınızı garantilemenin en güvenli yoludur.
- Kasa/Cari Hesabı Kontrol Edin: Ortaktan Alacaklar hesabının sürekli artan bir bakiye verip vermediğini kontrol edin. Varsa, bu borcu yasal faiz oranı üzerinden faizlendirerek veya geri ödeme yaparak derhal düzenleyin.
- Sorgulayın: Bir harcama yapmadan önce kendinize “Bu gerçekten şirket faaliyeti ile ilgili mi?” diye sorun. Cevabınız şüpheliyse, o harcamayı kişisel bütçenizden yapın.
Finansal okuryazarlık, sadece kâr etmeyi değil, aynı zamanda kârı verimli ve yasal yollarla yönetmeyi de kapsar. Şimdi bu bilgileri uygulayın ve girişiminizi sağlam finansal temeller üzerine kurun.
